— Dinliyorum, okuyorum — ve her şeyi anlıyorum. Fakat bana soru sorulduğunda cevaplarken iki kelimeyi bir araya getiremiyorum. Aslında bir araya getirilecek de pek bir şey yok, çünkü bütün kelimeler kafamdan sanki uçup gitmiş…

Sanırım, yukarıda anlatılan duygular birçoğuna tanıdık geliyor. En baştan beri öğrencinin konuşma ve yazma gibi aktif becerilerini geliştirmediğinden dolayı “köpek problemi” denen veya “her şeyi anlıyorum ama konuşamıyorum” diye bir sorun ortaya çıkmakta. Bu öğrenciye göre, ilk önce İngilizceye ideal bir şekilde hakim olması, yani bütün kuralları, sıkça kullanılan kelimeleri v.s. öğrenmesi gerekmekte.

Özellikle de bu durum tutkulu mükemmeliyetçiler arasında yaygındır. Sonuç olarak da onlar öylesine “öğrenmede” takılıp kalıyor ki, pasif becerileri orta seviyenin üzerine çıkarır, ancak ağzını açıp da tek kelime etmeyi yine de cesaret edemezler.

Peki, Ne Yapmalı? Daha Sık konuş!

Ve işte çürük domateslerin nasıl suratımıza atıldığını görmüş gibi oldum. Karşısında betonarme bir dil engeli dururken bir insana, ‘daha sık konuş’ demek, ağlayan insana, ‘Boş ver, sen…ağlama’, demek gibi oluyor.

Sanırım, biz demeden de sen zaten konuşman, yani yabancılarla özel sitelerde sohbet etmen, İngilizce günlük tutman ve kompozisyon yazman (onları kontrol edebilecek de yabancılar), çok konuşma dersi olan kurslara gitmen v.b. gerektiğini biliyorsun.

FAKAT! Kendi kendine özel “alıştırmalar” yapman da mümkün ve gerekli.

Birincisi, Pasif Sözlüğü Aktife Dönüştürüyoruz

Evet, esas sorun tam da kelimelerin ve gramer durumlarının pasif kalmasında. Kelimeyi öğreniriz, ancak kendimiz söyleyemiyoruz.

Ne yapmalı? Birincisi, doğru öğrenmek. Kelimeyi öğrendikten hemen sonra kendi kendine hayalindeki durumlarda kullan. Onu kullanarak sorular sor, küçük bir canlandırma yap v.s. Aynı şey gramer kuralları için de geçerli.

Ama zaten etkileyici bir pasif sözlüğe sahipsen? Onu aktife dönüştürecek 3 yöntemimiz var.

1. Kendi seviyene uygun parçalar oku ve onların içeriğini sesli anlat. Böylece önce kendine kelimeleri hatırlatırsın (okuma sırasında), sonra da konuşmanda onları aktifleştirirsin (anlatım sırasında).

Kendi okuma seviyeni tespit edebilmen için özel bir test çöz, sonra da Lingualeo’da zorluk seviyesine göre materyalleri filtreleyerek kitabını bul. Ya da yeni başlayanlar ve upper-intermediate — advanced için seçtiklerimizden bir kitap beğen.


Senin zaten kelime hazinen var, sadece onu aktifleştir!

2. Yabancı biriyle, dil kulübünde v.s.planlanan bir sohbetin öncesinde aktifleştirmek istediğin kelimeler listesini oluştur ve onları konuşmanda kasıtlı kullan.

3. Ters çeviride, yani Türkçe kelimeyi İngilizceye çeviride daha sık pratik yap. Bu da Anlam-kelime, Kelime kurucu, Kare Bulmaca gibi çalışmalarda mevcut.

TAVSİEMİZ: kendine zaten sahip olduğun kelime hazineni çalıştırmak ve aktifleştirmek gibi bir hedef belirle. Yani, pasif (dinleme ve okuma) ve aktif (konuşma ve yazma) becerilerinin seviyelerini hizala. Bunu yapman için de en etkili yöntem ise SEVİYENE göre okuduğun ve kelimelerin ≈%85’i bildiğin metinlerin anlatımı.

İkincisi: Dil Engellerinden Kurtuluyoruz

“Susmanın” bir yaygın sebebi daha yabancı dilde konuşma korkusudur. Benden nasıl bir ses çıkar? Telaffuzum ne durumda? Yabancı dili konuşmak zaten nasıl mümkün olabilir ki,?!

Sakin ol. Senin prova yapma imkanın var. Hem korkunu yenersin, hem de geriye kalan becerileri de çalıştırmış olursun.

1. Spikerle birlikte video/ses kayıtlarını telaffuz et. Şöyle sıralamayla çalış. Önce kaydı sadece dinliyorsun sonra da spikerin PEŞİNDEN dinlerken tekrar ediyorsun – belli bir parçadan sonra duraklat tuşuna basıp peşinden onun söylediklerini telaffuz ediyorsun. Üçüncü adımda da spikerle aynı zamanda konuşuyorsun.

Böylece ritmine, tonlamalara ve genel olarak da İngilizce konuşmanın telaffuzuna kendini alıştırırsın.

2. İngilizce metinlerini sesli oku. O zaman kendi sesinin İngilizce konuşmasına alışırsın + bu sana “otomatik hafıza” boyutunda yardımcı olacak, çünkü o anda sen konuşacaksın! Kendi düşüncelerini olmasa bile yine de konuşacaksın!


Gevşe ve kendi kendine prova yap. Görüntü – “Kral konuşur” filmindeki fragman.

3. Kendi kendine konuş. Zaten sürekli bir şeyler düşünüyorsun. İşte bunları İngilizce düşün. Yapabildin mi? Şimdi de sesli düşünceler! Öğrendiğin dilde daha sık sesli konuşmaya çalış.

TAVSİEMİZ: beynini, konuşma ve işitme organlarını kendi İngilizce konuşmana alıştır. Spikerin peşinden ses kayıtlarını, monologları, şarkıları v.b.telaffuz et, sesli oku, kendi kendine konuş. O zaman “ağzını açıp” da gerçek hayatta da bir insanla İngilizce konuşmaktan o kadar korkmazsın.

Önemli olan, hata yapmaktan korkma. Onları “hata” olarak bile düşünme. Bu ileride düzelecek olan geçici kusurlar. Bunun için sadece dil pratiğine devam etmen gerekmekte. Her halükarda senin yer yer hatalı olan konuşman doğru susmandan iyidir.

Özetleyelim: İngilizce Konuşmaya Nasıl Başlamalı

  1. Eğer dil öğrenmeye daha yeni başlıyorsan başkalarının hatalarını dikkate alarak öğren. Hemen, öğrenmenin ilk gününden itibaren sadece pasif değil aktif becerilerini de geliştir.
  2. Konuşma pratiği için sadece bariz araçları, yani yabancılarla özel sohbet siteleri, dil kursları v.b. değil, ama kendi kendine alıştırmaları da kullan.
  3. İlk önce kendine mevcut olan kelime hazinesini aktifleştirmeye ve çalıştırmaya hedefle.
  4. Ayrıca, dil engeli üzerinde çalış, yani kendi sesinin İngilizce konuşmasına alış.
  5. Hiçbir şeyden korkma. Seni düzelteceklerine hazır ol, kendin bunu yapmalarını rica et ve küçük hatalarını düzeltme fırsatına sevin.