— İngilizceye ihtiyacın gerçekten var mı? Peki, ne için? Hayatında hangi güzel değişiklikler katacak?

Hayır, bu gereğinden fazla meraklı olan site redaktörünün yüzsüzlüğü değildir. Bu kendi kendine soracağın sorular. Hazır ol, çünkü bugün yabancı diller öğreniminde muhtemelen en zor, ancak en önemli motivasyon konusunu konuşacağız.

motivation

Bu Neden Önemli Bir Şey?

Cevabı açık: araştırmalara göre, örneğin, birçok amaç için yeterli olan Upper Intermediate seviyesine varmak için insanın her gün 1 saat çalışma şartıyla ortalama olarak bir buçuk yıldan biraz fazla zamana ihtiyacı olacak. Günde yarım saat çalışırsa üç seneden biraz fazla sürer.

Peki, neden o zaman insanların çoğu uzun yıllar boyunca, okul + üniversite + kendi kendine öğrenme çabaları sırasında dil üzerinde mücadelesini vermekte ve yine de bir yere ulaşamamakta? Sebepleri farklı olabilir. Ancak daha sık bunlar sadece bahane, oysaki, esas sebebi motivasyon eksikliğidir. Bir sebep daha, hedef belirleme hataları ve sonucu olarak da yine motivasyonla ilgili sorunlar çıkıyor. Ama artık işimize bakalım ve somut örneklere geçelim.

Bu yazıda ünlü bloger ve çok dilli Benny Lewis’in çalışmaları, düşünceleri ve ayrıca, arkadaşımız bloger ve bir başka bilirkişi daha Olga Kozar’ın önerileri kullanılmış.

Yine De Hedefin Ne Durumda?

1. Kendi kendine İngilizceye gerçekten ihtiyacın var mı sorusunun cevabını ver. Onu işindeki temaslarında, hobbi ya da normal hayatında mı kullanacaksın? Eğer değilse, belki de buna zaman harcamaya değemez? O zaman gerçekten gerekli bir şeyle uğraş, örneğin, yemek yapmayı öğren, spor yap v.s. Yine de İngilizceye mi ihtiyacın var? O zaman devam ediyoruz.

2. Ne için İngilizceye ihtiyacın var diye ikinci soru da öylesine sorulmadı. Bu soru öğrenmenin nihai hedefini belirlemene yardımcı olur. Örneğin, seyahatler için mi İngilizceye ihtiyacın var? Daha doğrusu, havaalanında, dükkanlarda, restoranlarda, müze sergisinde tanımadığın biriyle akıcı bir şekilde sohbet etmen için mi?

O zaman senin yaklaşık B1-B2 (Intermediate — Upper Intermediate) gibi genel seviye İngilizcesine, yani temel kelimeler + «Restoranda», «Rezervasyon yaptırma» gibi konularla ilgili özel ifadeler ve sözcüklere ihtiyacın olacak. Kuyu sondajı ile ilgili kelimeler, iş terimlerine v.s. ihtiyacın olmayacak.

İngilizcenin her seviyesi ve gerekli olan yeterlilikleriyle ilgili ayrıntılı bilgi burada.

Anlatabiliyor muyum? Daha başlangıç aşamasındayken kendi nihai hedefini net bir şekilde idrak etmelisin, yazmalısın, başının ucundaki duvara oymalısın. Üstelik «dili bilmek istiyorum» tarzında soyut bir şekilde değil de, somut, net ve ölçülür bir şekilde. Örneğin,

«Intermediate seviyesine ulaşmak, deneyimlerimi, hissettiklerimi, heyecanlarımı anlatabilmek. Kendi fikrimi ifade edebilmek. Duyduğum akıcı İngilizce konuşmalarını anlayabilmek».

Ve! Önemi bir şey daha, hedefin için net bir deadline (süre) belirleyip yazmak. Onu nasıl belirlemeli? Aşağıdaki resimde şu veya bu seviyeye ulaşmak için yaklaşık ne kadar zamana ihtiyaç olduğunu göreceksin. Bu sayılar uluslararası araştırmalardan alınmış. Elbette ki, bu çok kişiden kişiye değişen bir konu, ama yine de dayanacak bir şey var.

SAAT

Örneğin, güncel seviyem 0, ben ise İntermediate seviyesine gelmek istiyorum. Bunun için yaklaşık 350 — 400 saate ihtiyacım var. Planım her gün çalışmak, ancak bunun için 1 saat ayırabilirim. ⇒ Dolaysıyla, ihtiyacım olacak süre1 senedir. İşte böyle bir aritmetik.

3. Üçüncü soru: İngilizce hayatına hangi güzellikler katacak? Bu surunun cevabı, bu kavramların ayırılmaz olmasına rağmen daha çok hedef belirlemeyle değil de motivasyonla ilgilidir. Olga Kozar, eğitimin en başındayken heyecanla, ayrıntılı ve serbest bir şekilde İngilizce bilmenin hayatına ne gibi güzellikler katacağına dair yazmanı öneriyor.

Örneğin, “TED videoları orijinal olarak izleyebilir ve ilham alabilirim/yurtdışı seyahatlerimde tanımadığım insanlarla sohbet edebilirim/arkadaşlık sitelerinde yabancılarla tanışabilirim/Batıdaki sitelerde freelancer (serbest çalışan) olarak çalışabilirim” v.s.

Bu liste, birincisi, motivasyonun eksikliğini hissettiğin anlarda seni ısıtıp teşvik edecek, ikincisi de, hedefini daha da ayrıntıyla belirlemene yardımcı olacak.

Böl ve Yönet: Mini Hedefler Yöntemi

İngilizce tüm grameriyle, dinlemeyle, okuma kurallarıyla …deli orman gibidir. Onu anlamak ve üstelik te akıcı konuşmak ulaşılmaz ve aşırı uzak olan bir hedef olarak görünmekte. Bu yolun o kadar da uzun gözükmemesi için onu küçük parçalara böl! Benny Lewis tam da bu konuyla ilgili yazıyor.

benny

Benny Lewis, İrlandalı çok dilli, “3 Ayda Akıcı Dil” kitabının yazarıdır.

Her hafta yeni bir hedef belirlenebilir. Bu durumda her haftanın sonunda hedefini yerine getirdiğinden dolayı motivasyonunu teşvik edecek ve özgüvenini arttıracak memnuniyet duyacaksın. Üstelik te, bu küçük hedeflerinin yerine getirilmesi seni tam da o en uzun vadeli ve global hedefine yaklaştıracak.

Bu Mini Hedefler De Son Derece Somut Olmalı

Kötü Hedef: nihai sonuç olarak zengin bir kelime hazinesine sahip olmak.

İyi Hedef: mutfaktaki nesnelerin adlarını akşam 5’e kadar ezberleyerek tüm bunları aklımda tutuğumu kontrol etmesi için birinden beni test etmesini istemek. Sonrasında bir sonraki konuyu seçerek onunla ilgili kelimeler ezberlemek.

Kötü Hedef: aksansız ya da minimum aksanla konuşmak.

İyi Hedef: önümüzdeki 3 gün içinde / æ / sesinin telaffuzunu çalışmak. Bu sesin pekişmesiyle, yani telaffuz ederken dilin, dudakların v.s. duruşuyla ilgili mümkün oldukça çok öneri ve life hack (püf nokta) öğrenmek. Çalışarak bu sesi mümkün olduğu kadar sık tekrarlamak. Arkasından bir sonraki problemli sesi belirleyerek aynı adımları tekrarlamak.

Bu gibi mini hedeflerin avantajı şöyle:

  • Ulaşamama hissini vermezler;
  • Çok net ve kısa süreli;
  • Kolayca ölçülebilir (yapabildin veya yapamadın).
1. Uzun süre İngilizceyle alakalıysan ve sürekli pratik yapıyorsan: 2. Belli bir temelin varsa ama ciddi olarak öğrenmeye daha yeni başladıysan: 3. Yeni başlayansan:
Makul ve objektif bir şekilde tam mutluluğun için neler eksik olduğunu, pekişmediğini ve bu “zayıf noktalarını” somut ve net olan zaman dilimlere göre planlayarak ayır. Yazımız sana yardımcı olur. Testi çözerek İngilizce seviyeni tespit ettikten sonra da seviyeler tablosunu incele. Oradan konuları alarak mini hedeflerini belirle. Alfabe, sesler ve İngilizce okuma kurallarından başlaman gerekecek. Bu konuları mini hedeflere böl ve çalışmaya başla.

 

Başardıysan Takdir Et

En ufak olsa bile herhangi bir zaferinden, her mini hedefine ulaştıktan sonra kendini takdir et. Olga Kozar ise kendi başarılarını not etmeni önermekte. Bu zor durumda olan motivasyonuna yardımcı olacak ve ‘İşe yaramaz biriyim, ihtiyacım yok’ türünde düşünceleri kafandan kovacak bir liste daha.

Örneğin, “dizinin altyazısız parçasını izledim ve eskiden olduğu gibi 5.den değil de 2.defasından ana fikrini anladım. Hurra!” ya da “radyodan bir şarkı duydum ve ana fikrini anladım” v.s.

İlave İlham Kaynakları

Doğru ve iyi düşünülmüş hedef belirlemesi sağlıklı motivasyonun temelidir. Ancak onu bir iki faydalı life hack ile daha tamamlayabiliriz.
1. İngilizcenin hayatını düzenlemesinde yardımcı olduğu insanların başarı öykülerinin listesini yap. Örneğin, «tanıdığım İvan İrlanda’ya yerleşti ve Google’da çalışıyor». Ya da «tanıdığım Maria İngilizce sayesinde Avustralyalı bir genç ile tanışıp onun yanına Sydney’e taşındı» v.s. Motivasyonun azaldığı zaman bu tanıdıklarını aklına getir. Onlar yapabildiyse sen de yaparsın, dostum.

2. Zevkli ve faydalı olanı birleştir. Belli bir kafeye gitmeyi mi seviyorsun? Kendinle oraya gidip İngilizce çalışacağın konusunda anlaş. “Alacakaranlık” filminin hayranı mısın? Kitabını orijinal dilinde okumaya başla.

girl_coffee

Büyük olasılıkla Lingualeo uygulamasında çalışıyor…

3. Beraber çalışabileceğin bir arkadaş edin. Bu senin rapor vereceğin kişi olur. En iyisi onun da bu işin içinde olması. Mesela, Skype’dan haberleşerek bir birine ne yaptığınızı ve ne yapmayı planladığınızı anlatabilirsiniz. Cezalı olan (söz verdiğinden daha az yapan) diğerine kahve ya da yemek ısmarlamalı.

4. İngilizceye karşı sevgiyi kendine bu ülkenin kültürü aracılığıyla aşıla. Benny Lewis’e göre böyle yaparak etrafında kısmen dil ortamı yaratıyorsun. İngiliz mutfağının yemeklerini pişir, Britanya müziğini dinle, talk show ve filmleri izle, edebiyatını oku, tarihini öğren. En iyi motive edici unsur sevgidir.

5. Time management (zaman yönetimini) de unutma. İngilizce öğrenme konusunda onun tüm kuralları ve teknikleri uygulanır. Örneğin, “kurbağayı kahvaltıda ye”(önce sevmediğin ve zor olan işlerle uğraş), Pomodoro tekniğini kullan v.s.

Nerede Kaldı Bu Hedef?

Konu açılmışken, İngilizceyi öğrenmek gerçekten çok isteyen fakat şimdilik net bir hedefi olmayan insan tipindensen Olga şöyle bir çözüm önermekte. “İngilizce öğrenmeyi alışkanlık edinmek” gibi bir hedef belirle.

Zira hepimizin sevdiği blogları ve sosyal ağları gözden geçirmek, sabahleyin meyve suyu içmek v.s. gibi alışkanlıklarımız vardır. Dil öğrenme de neden olmasın? Evet, en başında alışkanlık edinme yapay ve zorlama gibi gözükebilir, ancak zamanla aynen diş fırçalaması gibi günün bir parçası olacak.

Alışkanlık Nasıl Edinmeli?

  • Öğrenmeyi azar azar başlayarak gittikçe çıtayı yükselt.
  • İngilizce öğrenmeyi günün bir parçası ederek örneğin, arama motorundaki bilgiyi İngilizce ara.
  • Dil öğrenenler için podcastları dinle. Bunu yolda, spor salonunda, sıra beklerken v.s. yapabilirsin.
  • Kendini İngilizce düşünmeye alıştır. Kendinle yapacağın küçük bir anlaşmanın da faydası olur. Örneğin, duş alırken sadece İngilizce düşünüyorum veya akşam yemeğini pişirirken İngilizce düşünüyorum.
  • Kendini İngilizce dizi, Youtube kanallarını ve ilginç blogları izlemeye alıştır. İlgini çeken konuları seç.

Bir yöntem daha var. Bir alışkanlığın yerine diğerini koymak. Ortalama olarak insan sosyal ağalarda günde 143 dakikalık zaman geçirmekte. Hem eğitici mobil uygulamalar (örneğin, bizim Lingualeo) Facebook, Instagram v.b. uygulamalarıyla ilgini çekmek için rekabet etmekte. Sadece boş dakikan olduğunda haberler şeridini veya fotoğrafları karıştırmaya değil de kelimeler tekrarlamaya ya da İngilizce kitabının sıradaki sayfasını okumaya v.s. alışkanlık edin. İşte sana günlük yapacağın şeyler.

Ben Her Şeyi Anladım. Tamamlayınız

Her şeyi yapılandırmak ve hiçbir şey unutmamak için özetleyelim.

1. En-en-en önemlisi kendine net, ayrıntılı, somut bir hedef belirlemek! Bunu bir birini takip eden adımlara göre yapıyoruz. Yabancı dil nasıl işime yarayacak ⇒ bu hedef için hangi seviyeye, kelimelere, becerilere v.s. ihtiyacım var. Bundan sonra kendimize katı bir deadline (süre) belirliyoruz.

2. Bu ulaşılmaz gibi gözüken kocaman hedefi küçük alt hedeflere ayır. Onlar için de sınırlı bir deadline belirle. Yalnızca en başında seneler öncesinden her haftanı iş planı veya okul programı gibi ayarlaman gerektiğini düşünme. Kendinle böyle “iş programı toplantılarını” örneğin, ayda bir yapabilirsin.

3. Kendini takdir et! Ve kendi motivasyonunu desteklemek için başka hileleri de kullan. Mesela, başarılı örnekleri, zevkli ve faydalı olanı birleştirme, eğitim arkadaşı v.b.

Ayrıca, dil öğrenme motivasyonunu desteklemek için böyle şemalar ve uzun yazılar gerektiğinden dolayı kendini işe yaramaz olarak algılama. Hepimiz insanız. Elbette hepimiz zaten bilgiyle dolu beynimizi daha fazla yormaktansa çekyatta uzanarak sevdiğimiz filmi izlemeyi isteriz. Önemli olan bu yazıyı açıp sonuna kadar okudun. Dolaysıyla, gerçekten hayatını daha güzel yapmakta kararlısın. 🙂