Son zamanlarda internette, yabancı dil bilgisinin beyin sağlığına olumlu yönde etki ettiğine dair haberler dolaşmakta. Peki yabancı dilin insan ömrüne herhangi bir etkisi var mı? İki dil konuşabilen bireylerin beyni ne şekilde çalışmakta? Neden uyku sırasında aynı zamanda yabancı dil öğrenemiyoruz? 

Bugün beyin hakkında ne söyleyebiliriz?

Haziranın sonunda Kaliningrad şehri, dünyanın dört bir yanından bilim adamlarının bilgi ve görüşlerini paylaşmaya geldiği altıncı Uluslararası Bilişsel Bilim Konferansı’na ev sahipliği yaptı. Saint Petersburg Devlet Üniversitesi profesörü ve organizatörlerden biri olanTatyana Vladimirovna Chernigovskaya‘ya göre bilişsel dilbilim alanında hiçbir ülke başı çekmese de birçok farklı ekol ve araştırma yaklaşımları bulunuyor. Beyin fonksiyonu çalışmaları küresel bir mücadele hâlini almış durumda. Bilim artık bize yüz yıl öncesinden çok daha fazla şey anlatıyor. Kırk bin yıl önce yaşamış olan Cro-Magnon insanının herhangi bir modern insanoğlu beynine eşdeğer bir beyinle doğmuş olduğu biliniyor.

10514568_530696670390654_6064078934949121194_n

Bunun yanı sıra, bilim adamlarının 80lerde çoktan keşfetmiş olduğu üzere, insanlığın zeka seviyesi de gittikçe artmakta. Nörofizyologlar, beynin esneklik özellikleri ve hangi alanlarının daha fazla veya daha az kullanıldığına bağlı olarak işlev değiştirebilme yetisine ilişkin dünyayı aydınlatmakta. Bütün bunlar bilim adamlarının “cognit” olarak adlandırdığı hiper ağ içerisinde birbirine bağlı olan son derece gelişmiş sinir ağlarının varlığıyla ilişkilendirilebilir. Cognit, insanların doğduklarından itibaren sahip oldukları her türlü bilgiyi içerir. Sürekli olarak hareket eden ve farklı eylemler sergileyen insanoğlu, bilişim çalışmalarındaki temel güçlüğü teşkil ediyor. Özellikle de yabancı dil öğrenmenin, uzun süreli belleğe bilgi kaydı ve transferinde rol oynayan hipokampusun gelişmesine etki ettiğini doğrulayan veriler bulunuyor.

Bilim adamları dil ile ilgili beyin fonksiyonlarını nasıl inceliyorlar?

Eskiden, bilim adamları çift dilli bireylerin beyinlerinin nasıl çalıştığını anlayabilmek için yalnızca afazi (konuşma yitimi) ve diğer beyinsel işlev bozukluklarına sahip kişiler üzerinde çalışma yapabiliyordu. Ancak günümüzde sağlıklı kişileri herhangi bir dil etkinliği yürütürken incelemeye olanak veren çok sayıda deney yöntemleri mevcut. Bunların arasında pozitron tomografi, işlevsel manyetik rezonans görüntüleme ve manyetik ya da diğer ensefalografiler ile beyin görüntüleme yöntemleri bulunuyor.

Yabancı dillerin beyinde ne şekilde depolandığını anlamanın en iyi yolu çift dilliliği araştırmak. Bugün bu konuda bilinenleri Profesörr Tatyana Vladimirovna Chernigovskaya’dan öğreniyoruz.

“Çift dilli kişiler tek dillilerden çok daha fazla. Çift dilliliği istisnai bir şey olarak görenler ise çok yanılıyor. Bu gezegen üstündeki insanların çoğu aslında birden fazla dil konuşuyor. Çift dillilik aslında bir normdur. Tek dilli bir ortamda yaşadığımız için birden fazla dil bilenleri dahi sanıyoruz. Oysa işin aslı böyle değil. Üstelik birkaç dil bilmek beyin için bir yük değil, tersine beynin sınırları genişletir. Çünkü birden fazla dil bilenlerin beyinleri çok daha fazla gelişme göstermekte. Tek dillilere kıyasla çift dil bilenler, hafıza zayıflığı ve bilişsel işlev bozuklukları çekmeksizin güçlü bir beyni muhafaza edebiliyorlar. Tabii ki bütün bunlar kişinin yaptıklarına da bağlı. Eğer birisi dört dil konuşulan bir yerde yaşıyor ve hayatını kanepede çerez yiyerek geçiriyorsa böyle bir şey bu kişi için söz konusu olamaz.”